Raffaello ve Türk Kahvesi
1/6/2007 -Kategori: yemek
Bu akşam bizimkilere ikramım Türk kahvesinin yanında raffaelloydu çok beğendiler,ben de bloguma tarifi yazmaya karar verdim.
Malzemeler:3 su bardağı hindistan cevizi,1 su bardağı süt tozu,3/4 su bardağı toz şeker,200 ml krema,fındık,üzeri için hindistan cevizi
Yapılışı:fındık hariç tüm malzemeler karıştırılır.İçine fındık olan toplar yapılır,hindistan cevizine bulanıp kağıtlarla servis yapılır.Afiyet olsun.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
7 yorum yazılmıştır
2007-06-27 16:20:45 - Merhaba
Yazan: MansurBİR KADIN
Ufkunda mahmure gözleri ovar,
Zamanı uykudan soyar BİR KADIN!
Eşyada gizemli gölgeyi kovar,
Nurunu yayarak doyar BİR KADIN!
Düzende keyfiyet namert sömürge,
Nefesi emektir ömür çekirge,
Gülgübür dünyada saçı süpürge,
Yollarda sonbahar tozar BİR KADIN!
Bahardan ümidi kesikmiş meğer,
Gazelde yaprağı bin bahar değer,
Mevsimler yakmayı dilersen eğer,
Tutuştur kalbini yeter BİR KADIN!
Sırtında kaderi sırrına yazar,
Boncuklu gözleri ipliğe nazar,
Üçgünü dünyada vefaya pazar,
Ömrünü tezgaha koyar BİR KADIN!
Mansur'um söyleme gerisi kalsın,
Dinleyen içinden tefekkür çalsın,
Hakiki muhabbet bir güzel alsın,
Cihana Taç Mahal değer BİR KADIN!
Mansur İlhan Yakar
BİLMECE
Bilmeceyim avam kul'a seçimde,
Aşılmadık taşılmadık sur bende.
Yazılmışsam Levh-i Mahfuz içinde,
Ebediyyen ona mutlu, sır bende.
Şimdi beni mahkemede yelleyin,
Defterimi m/izan ile elleyin,
Terazimde bilmeceyi belleyin,
Hızır-İlyas nişanesi var bende.
Sahibinde beş hasletim çatılı,
Ateşlerim bir z/alimde fitili,
Cürmü ile d/ağlatırım katili,
Hidayete bağlayıcı, nur bende.
Döktürürüm tövbekara içini,
Toplatırım zalimlere göçünü,
Okşatırım öksüz yetim saçını,
Merhamete fahri kapı yar bende.
Köşklerimde farz'ım yüce hakandır,
Hizmetimde vacib, iblis yakandır,
Sünnet ile suyum hakka akandır,
Her niyazda çeşm-i giryan bal bende.
Ne caddeyim ne maddeyim ne zaman,
Ne akyazı ne gökyüzü ne duman,
Ne meleğim ne feleğim ne insan,
Hepisinin cevheriyim, bil bende.
Dağ değilim kah tutuşup tütmedim,
Bağ değilim türlü çiçek bitmedim,
Çağ değilim zaman izi gütmedim,
Yetmiş iki yolun hepsi, el bende.
Rüya değil hayal değil, el değil,
Gönül değil sevda değil, dil değil,
Umut değil nefes değil, yel değil,
Saydıklarım hepsi birden, kul bende.
Zülmetim yok zilletim yok zarım yok,
Mihnetim yok töhmetim yok, darım yok,
Hasletim yok hasretim yok, narım yok,
Güneşler de, ateşler de, kül bende.
Zarfım da yok mektubum da pulum da,
Resmim de yok bedenim de kolum da,
Gölgem de yok, çınarım da dalım da,
Yapraklar da topraklar da kul bende.
Benim ile bütün darlık ferahtır,
Ferahımın şartı tevhit salahtır,
Sanatıyım, sanatkarım Allahtır,
Kullarının çeşm-i dil-i bul bende.
Adem'inde nefsi ile itiştim,
Tevbesinde kalbi ile bitiştim,
İsmail'e kurban olup yetiştim,
Merve safa sırlarına, dal bende.
Hacer'e de şeytanı ben duyurdum,
Kalbi ile iblis'e vur buyurdum,
Eyyub'u da sabır ile doyurdum,
Musibette şükredilen, dil bende.
Bir aşk için zifaf sırrı deldiler,
İkisi de kurbanıyla geldiler,
Benim ile akibeti bildiler,
Habilim'e dedim sonsuz kal bende.
Nur Muhammed Rahman ile buluştu,
Çevresine Cebrailler doluştu,
Münteha'da yeni yollar oluştu,
Hak huzura izin bulan, yol bende.
Musa beni hızır dosta danıştı,
Hüdhüdlerim Süleyman'da konuştu,
İbrahim'de nar gülşene dönüştü,
Dost evine gönderilen gül bende.
Kuvvet idim Kelamullah Musa'da.
Yılan yuttum elindeki Asa'da,
Hayat verdim ölenlere İsa'da,
Dirilmeye abı hayat var bende.
Acılarda Hızır İlyas elim var,
Her gönülde gizli gizli d/ilim var,
Bulutlarda sudan nardan gölüm var,
Lut'a ayrı Nuh'a ayrı sel bende.
Yetim köle iken kenan d/ilinde,
Sevgiliye döndüm canan elinde,
Yusuf benim Züleyha'nın dilinde,
İlm-i zindan akibeti sır bende.
Yusufum'a ağlar iken uzandım,
Cennet üzre, tesnim ile bezendim,
Zeliha'dan zindan ile kazandım,
Asi olmaz yolda solmaz gül bende.
Dil-i Cihan Hüdhüd ile konuşur,
Ol mahluğa muhabbeti danışır,
Belkıs dahi Süleyman'a dönüşür,
Binbir yolu bir eyleyen kul bende.
İbrahim'i bin kanatla uçurdum,
Nemrutlar'ın ateşinden geçirdim,
Zalimlerden bir gülşene kaçırdım,
Dosta varan fahri nurgül el bende.
Hak emirle deryaları azdıran,
Üzerinde batıl gemi g/ezdiren,
Emniyette Yunus'unu yüzdüren,
Bir mübarek canlı Yunus sal bende.
Firavun'u kini ile bozdurdum,
Gururunu sinek ile b/ezdirdim,
İskender'i cihangir'im yazdırdım,
Kısmetine sırrı mahfuz mal bende.
Beytullah'a yaklaşırken O sefil,
Muttalip'e olmuş idim ben kefil,
Benim ile gönderildi, Ebabil,
Ebrehe'ye gönderilen çöl bende.
Bedir benim ben bedir'im Hamza'da,
Şehit benim ben şahidim Ravza'da,
Osman dili Ömer eli kabzada,
Ebu Bekri Sıddık eden hal bende.
Kalbindeyim, Ali ilmin kapısı,
Şehr-i Nebi sırrındadır yapısı,
Besmelenin B sindedir hepisi,
İlme giden Hak nimeti nur bende.
Zülfikarım Ali Haydar belinde,
Doğru odun sırrım! Yunus elinde,
Şirin derler esen Ferhat yelinde,
Dağdan aşka su taşıyan el bende.
Ferhat iken meleklerle çalıştım,
Niyazına bin gürz ile doluştum,
Ayrılıkta Şirin ile buluştum,
Vuslatıma akıl ermez hal bende!
Seccadesi Cüneyd-i'nin ırmakta,
Enel Hakkı Hallacım'ın sormakta,
Beyzavi'nin Kur'anını dermekte,
Muhiddin'in halleriyim gör bende.
Rabia'da kardeşiyim Basri'nin,
Abdestine altın sunan testinin,
Balık ile sohbet eden neslinin,
Ethem'ine deve soran sır bende.
Sizde Allah, altın diye inleyen,
Öküzünün kuyruğundan dinleyen,
Eşkiya'da gizli sırrı anlayan,
Geylani'nin dilleriyim bil bende.
Semerkant'ın zirvesiyim pesiyim,
Bilir misin Abdullah'ın nesiyim,
Mezarından Allah Allah sesiyim,
Kulak vermiş Zengileri bul bende.
Birgün gelir yıkılacak bu dağlar,
Elin iplik ayak iğne ne bağlar,
Kalem şimdi söker diker iş ağlar,
Mansur gibi nice Mansur yar bende.
Mansur İlhan Yakar
GİTME
Bırakıp gidersen, beni meleğim.
Yüzüme son defa gülmeden gitme.
Ömrümü harcasan değer meleğim
Seversen canımı, almadan gitme.
Gidersen ayrılık ruhumu boğar.
Rahmetin cesedim üstüne yağar.
Gün olmaz, geceler yeniden doğar.
Güneşim üstüme doğmadan gitme.
Bülbülüm gitsende solmaz güllerim.
Saçından bir teli boğmaz sellerim.
Tenine değmeden ölmez ellerim.
Alnıma buseni, koymadan gitme.
Baharın yerini, gözlerin almış.
Güneşin rengini saçların çalmış.
Elinde sermaye bir aşkın kalmış.
Kalbimi bohçana sarmadan gitme.
Esmesin durdurun firkat yelimi.
Rüzgara ağlayıp büktüm belimi.
Muhannet bilmesin yeter halimi.
Unutup hatrımı sormadan gitme.
Bu baki aşkımı, taşıma yazdır.
Uğruna canımın ölümü hazdır..
Hasretim vuslatı, kalbine kazdır..
Üstümü toprakla örtmeden gitme.
Çiçekler toplayıp, aşk ile bağla.
Ağıt yak derinden ruhumu dağla.
Başımda oturup bir zaman ağla.
Taşıma gözyaşı dökmeden gitme.
Toprağıma algülleri ek de git.
Her birine göz yaşını dök de git.
Bu hasreti biraz olsun çek de git.
Mezarımda figan etmeden gitme.
Burada bırakma, bunca emekle.
Helal et hakkını, bir daha ekle.
Azaldı ne olur, akşamı bekle.
Üstüme karanlık çökmeden gitme.
Bahar gelsin arı çiçek toplasın.
Sevgililer sarmaş dolaş hoplasın.
Başucumu koyun kuzu kaplasın.
Gögsümde çimenler bitmeden gitme.
Az ötemde ayak yolu oluşsun.
Ana evlat yakınımda buluşsun.
Baştaşıma güvercinler doluşsun.
Yükseğimde karga ötmeden gitme.
Bu vefa senindir el benim sansın.
Adınla merhamet, adımı ansın.
Çobanın sevdası ateşte yansın.
Kavalda dumanlar tütmeden gitme.
Ömrünü üstüme, üfle züleyha.
Nefesin ruhuma sonsuz rayiha.
Her telin hatrına, oku fatiha.
Saçların ruhumu sarmadan gitme.
Mansur İlhan Yakar
HIÇKIRIK
Yine bir tel aldım hasretim yardan.
İdamlık fermanım, nasılsın dedi.
Gözleri sulandı, sinemde zardan.
Sus artık sevdamız, asılsın dedi.
Bir yanda gözyaşı yalancı derman
Susarak bekledik öylece bir an.
Git dedim git kapat, tükendi zaman
Son sözü hıçkırık, hoşçakal dedi.
MANSUR İLHAN YAKAR
ÇÖL ŞİMDİ
Muhannete ekmek olmuş hamurun.
Közlediğin ciğerini yer şimdi.
İncitmeden tarar idi yağmurun.
Dolu kırar saçlarını ör şimdi.
Ört üstünü son mektubu yatırda.
Üşümesin ayrılıklar hatırda.
Veda etmiş en son iki satırda.
Sevdiceğin sana olmuş el şimdi.
Bulutları dönüştürdüm andıma.
Kar boranı çalıştırdım kendime..
Aşkı rahmet olan gelsin bendime.
Tepelerden inan sular, sel şimdi.
Nice dilber tutuşurken yanmazdın.
Zikredenin sen ismini anmazdın.
Dizlerine bal dökülür banmazdın.
Ekmeğini bir pekmeze, böl şimdi.
Göz pınarın firak ile, sulandı.
Vuslatını seven haber, yalandı.
Kerbelasın, aşkın kana bulandı.
Her tarafın kızıl kandan, göl şimdi.
Elmasıydı müsebbibi Havva'nın.
Alem oldu rahmetiyle Mevla'nın.
Selamı var sana Mansur, Leyla'nın.
Arar isen aşkın yolu, çöl şimdi...
Mansur İlhan Yakar
AŞK
Kelam-ı dilde nihan, tarife perdesin aşk.
Zar olmuş cümle cihan, derd ile dildesin aşk.
Firak ile ağlamış, kırk yıl naçar meydanda.
Arafatta kavuşmuş, Adem'e özgesin aşk.
Ve dahi Havva bile, bayılmış vuslatında.
Sen değilsin ya adem , sekr ile düştesin aşk.
Pervasız vurmuş Kabil, uğrunda ahdı bozmuş.
Peygamber evladından, kan ile yerdesin aşk.
Nameye yazmış Belkıs, dil-i cihan Süleyman.
Al götür pay-ı tahtı, melike serdesin aşk.
Cemalini lutfeyle, görüp şadan olayım.
Kelamullah gözüne, şevk ile perdesin aşk.
Elma soymak marifet, göz Yusuf'a bakarken.
Rüsva biziz Züleyha, kan ile düzdesin aşk.
Müsebbib-i eflakın, nurundan Uhud dağı.
Tazim ile titreyen, güzide beldesin aşk.
Ehl-i beyt-in şehidi, Kerbela'da Hüseyin.
Sakinesi ağlıyor, coş ile özdesin aşk.
Resül'ün gül yüzünü, görmek için şahlanmış.
Muradına ermeyen, Veysel'e perdesin aşk.
Enel-hak feryadıyla, gölgeyi zatı sanmış.
Mansur taşa ah demez, inciten güldesin aşk.
Gaiblerden bir adam, deve arar tavanda.
Kayıp cana baharken, Ethem'e güzdesin aşk.
Taptuk'un kapısından, sokmaz eğri odunu.
Yunus yanar içinde, kül ile közdesin aşk.
Leylanın mihrabında, zahiri görmez mecnun.
Dervişin görmediği, göz ile çöldesin aşk.
Ahd-ı peyman eylemiş, sıdk ile Şirin yare.
Dağları parçalayan, gürz ile eldesin aşk.
Bayezid-i divane, saltanatı unutmuş.
Sultan sana pervane, tahtından özgesin aşk.
Veysel'in gülü toprak, dallarda çiçek sevmiş.
Arz-u halin çaresi, saz ile sözdesin aşk.
Kudretim kafi değil, kelam bulsun nihayet.
Mansur'a esti rüzgar, biçare yeldesin aşk.
Mansur İlhan Yakar
Bağlantı - -
2007-06-27 16:19:50 - Merhaba
Yazan: MansurBİR KADIN
Ufkunda mahmure gözleri ovar,
Zamanı uykudan soyar BİR KADIN!
Eşyada gizemli gölgeyi kovar,
Nurunu yayarak doyar BİR KADIN!
Düzende keyfiyet namert sömürge,
Nefesi emektir ömür çekirge,
Gülgübür dünyada saçı süpürge,
Yollarda sonbahar tozar BİR KADIN!
Bahardan ümidi kesikmiş meğer,
Gazelde yaprağı bin bahar değer,
Mevsimler yakmayı dilersen eğer,
Tutuştur kalbini yeter BİR KADIN!
Sırtında kaderi sırrına yazar,
Boncuklu gözleri ipliğe nazar,
Üçgünü dünyada vefaya pazar,
Ömrünü tezgaha koyar BİR KADIN!
Mansur'um söyleme gerisi kalsın,
Dinleyen içinden tefekkür çalsın,
Hakiki muhabbet bir güzel alsın,
Cihana Taç Mahal değer BİR KADIN!
Mansur İlhan Yakar
BİLMECE
Bilmeceyim avam kul'a seçimde,
Aşılmadık taşılmadık sur bende.
Yazılmışsam Levh-i Mahfuz içinde,
Ebediyyen ona mutlu, sır bende.
Şimdi beni mahkemede yelleyin,
Defterimi m/izan ile elleyin,
Terazimde bilmeceyi belleyin,
Hızır-İlyas nişanesi var bende.
Sahibinde beş hasletim çatılı,
Ateşlerim bir z/alimde fitili,
Cürmü ile d/ağlatırım katili,
Hidayete bağlayıcı, nur bende.
Döktürürüm tövbekara içini,
Toplatırım zalimlere göçünü,
Okşatırım öksüz yetim saçını,
Merhamete fahri kapı yar bende.
Köşklerimde farz'ım yüce hakandır,
Hizmetimde vacib, iblis yakandır,
Sünnet ile suyum hakka akandır,
Her niyazda çeşm-i giryan bal bende.
Ne caddeyim ne maddeyim ne zaman,
Ne akyazı ne gökyüzü ne duman,
Ne meleğim ne feleğim ne insan,
Hepisinin cevheriyim, bil bende.
Dağ değilim kah tutuşup tütmedim,
Bağ değilim türlü çiçek bitmedim,
Çağ değilim zaman izi gütmedim,
Yetmiş iki yolun hepsi, el bende.
Rüya değil hayal değil, el değil,
Gönül değil sevda değil, dil değil,
Umut değil nefes değil, yel değil,
Saydıklarım hepsi birden, kul bende.
Zülmetim yok zilletim yok zarım yok,
Mihnetim yok töhmetim yok, darım yok,
Hasletim yok hasretim yok, narım yok,
Güneşler de, ateşler de, kül bende.
Zarfım da yok mektubum da pulum da,
Resmim de yok bedenim de kolum da,
Gölgem de yok, çınarım da dalım da,
Yapraklar da topraklar da kul bende.
Benim ile bütün darlık ferahtır,
Ferahımın şartı tevhit salahtır,
Sanatıyım, sanatkarım Allahtır,
Kullarının çeşm-i dil-i bul bende.
Adem'inde nefsi ile itiştim,
Tevbesinde kalbi ile bitiştim,
İsmail'e kurban olup yetiştim,
Merve safa sırlarına, dal bende.
Hacer'e de şeytanı ben duyurdum,
Kalbi ile iblis'e vur buyurdum,
Eyyub'u da sabır ile doyurdum,
Musibette şükredilen, dil bende.
Bir aşk için zifaf sırrı deldiler,
İkisi de kurbanıyla geldiler,
Benim ile akibeti bildiler,
Habilim'e dedim sonsuz kal bende.
Nur Muhammed Rahman ile buluştu,
Çevresine Cebrailler doluştu,
Münteha'da yeni yollar oluştu,
Hak huzura izin bulan, yol bende.
Musa beni hızır dosta danıştı,
Hüdhüdlerim Süleyman'da konuştu,
İbrahim'de nar gülşene dönüştü,
Dost evine gönderilen gül bende.
Kuvvet idim Kelamullah Musa'da.
Yılan yuttum elindeki Asa'da,
Hayat verdim ölenlere İsa'da,
Dirilmeye abı hayat var bende.
Acılarda Hızır İlyas elim var,
Her gönülde gizli gizli d/ilim var,
Bulutlarda sudan nardan gölüm var,
Lut'a ayrı Nuh'a ayrı sel bende.
Yetim köle iken kenan d/ilinde,
Sevgiliye döndüm canan elinde,
Yusuf benim Züleyha'nın dilinde,
İlm-i zindan akibeti sır bende.
Yusufum'a ağlar iken uzandım,
Cennet üzre, tesnim ile bezendim,
Zeliha'dan zindan ile kazandım,
Asi olmaz yolda solmaz gül bende.
Dil-i Cihan Hüdhüd ile konuşur,
Ol mahluğa muhabbeti danışır,
Belkıs dahi Süleyman'a dönüşür,
Binbir yolu bir eyleyen kul bende.
İbrahim'i bin kanatla uçurdum,
Nemrutlar'ın ateşinden geçirdim,
Zalimlerden bir gülşene kaçırdım,
Dosta varan fahri nurgül el bende.
Hak emirle deryaları azdıran,
Üzerinde batıl gemi g/ezdiren,
Emniyette Yunus'unu yüzdüren,
Bir mübarek canlı Yunus sal bende.
Firavun'u kini ile bozdurdum,
Gururunu sinek ile b/ezdirdim,
İskender'i cihangir'im yazdırdım,
Kısmetine sırrı mahfuz mal bende.
Beytullah'a yaklaşırken O sefil,
Muttalip'e olmuş idim ben kefil,
Benim ile gönderildi, Ebabil,
Ebrehe'ye gönderilen çöl bende.
Bedir benim ben bedir'im Hamza'da,
Şehit benim ben şahidim Ravza'da,
Osman dili Ömer eli kabzada,
Ebu Bekri Sıddık eden hal bende.
Kalbindeyim, Ali ilmin kapısı,
Şehr-i Nebi sırrındadır yapısı,
Besmelenin B sindedir hepisi,
İlme giden Hak nimeti nur bende.
Zülfikarım Ali Haydar belinde,
Doğru odun sırrım! Yunus elinde,
Şirin derler esen Ferhat yelinde,
Dağdan aşka su taşıyan el bende.
Ferhat iken meleklerle çalıştım,
Niyazına bin gürz ile doluştum,
Ayrılıkta Şirin ile buluştum,
Vuslatıma akıl ermez hal bende!
Seccadesi Cüneyd-i'nin ırmakta,
Enel Hakkı Hallacım'ın sormakta,
Beyzavi'nin Kur'anını dermekte,
Muhiddin'in halleriyim gör bende.
Rabia'da kardeşiyim Basri'nin,
Abdestine altın sunan testinin,
Balık ile sohbet eden neslinin,
Ethem'ine deve soran sır bende.
Sizde Allah, altın diye inleyen,
Öküzünün kuyruğundan dinleyen,
Eşkiya'da gizli sırrı anlayan,
Geylani'nin dilleriyim bil bende.
Semerkant'ın zirvesiyim pesiyim,
Bilir misin Abdullah'ın nesiyim,
Mezarından Allah Allah sesiyim,
Kulak vermiş Zengileri bul bende.
Birgün gelir yıkılacak bu dağlar,
Elin iplik ayak iğne ne bağlar,
Kalem şimdi söker diker iş ağlar,
Mansur gibi nice Mansur yar bende.
Mansur İlhan Yakar
GİTME
Bırakıp gidersen, beni meleğim.
Yüzüme son defa gülmeden gitme.
Ömrümü harcasan değer meleğim
Seversen canımı, almadan gitme.
Gidersen ayrılık ruhumu boğar.
Rahmetin cesedim üstüne yağar.
Gün olmaz, geceler yeniden doğar.
Güneşim üstüme doğmadan gitme.
Bülbülüm gitsende solmaz güllerim.
Saçından bir teli boğmaz sellerim.
Tenine değmeden ölmez ellerim.
Alnıma buseni, koymadan gitme.
Baharın yerini, gözlerin almış.
Güneşin rengini saçların çalmış.
Elinde sermaye bir aşkın kalmış.
Kalbimi bohçana sarmadan gitme.
Esmesin durdurun firkat yelimi.
Rüzgara ağlayıp büktüm belimi.
Muhannet bilmesin yeter halimi.
Unutup hatrımı sormadan gitme.
Bu baki aşkımı, taşıma yazdır.
Uğruna canımın ölümü hazdır..
Hasretim vuslatı, kalbine kazdır..
Üstümü toprakla örtmeden gitme.
Çiçekler toplayıp, aşk ile bağla.
Ağıt yak derinden ruhumu dağla.
Başımda oturup bir zaman ağla.
Taşıma gözyaşı dökmeden gitme.
Toprağıma algülleri ek de git.
Her birine göz yaşını dök de git.
Bu hasreti biraz olsun çek de git.
Mezarımda figan etmeden gitme.
Burada bırakma, bunca emekle.
Helal et hakkını, bir daha ekle.
Azaldı ne olur, akşamı bekle.
Üstüme karanlık çökmeden gitme.
Bahar gelsin arı çiçek toplasın.
Sevgililer sarmaş dolaş hoplasın.
Başucumu koyun kuzu kaplasın.
Gögsümde çimenler bitmeden gitme.
Az ötemde ayak yolu oluşsun.
Ana evlat yakınımda buluşsun.
Baştaşıma güvercinler doluşsun.
Yükseğimde karga ötmeden gitme.
Bu vefa senindir el benim sansın.
Adınla merhamet, adımı ansın.
Çobanın sevdası ateşte yansın.
Kavalda dumanlar tütmeden gitme.
Ömrünü üstüme, üfle züleyha.
Nefesin ruhuma sonsuz rayiha.
Her telin hatrına, oku fatiha.
Saçların ruhumu sarmadan gitme.
Mansur İlhan Yakar
HIÇKIRIK
Yine bir tel aldım hasretim yardan.
İdamlık fermanım, nasılsın dedi.
Gözleri sulandı, sinemde zardan.
Sus artık sevdamız, asılsın dedi.
Bir yanda gözyaşı yalancı derman
Susarak bekledik öylece bir an.
Git dedim git kapat, tükendi zaman
Son sözü hıçkırık, hoşçakal dedi.
MANSUR İLHAN YAKAR
ÇÖL ŞİMDİ
Muhannete ekmek olmuş hamurun.
Közlediğin ciğerini yer şimdi.
İncitmeden tarar idi yağmurun.
Dolu kırar saçlarını ör şimdi.
Ört üstünü son mektubu yatırda.
Üşümesin ayrılıklar hatırda.
Veda etmiş en son iki satırda.
Sevdiceğin sana olmuş el şimdi.
Bulutları dönüştürdüm andıma.
Kar boranı çalıştırdım kendime..
Aşkı rahmet olan gelsin bendime.
Tepelerden inan sular, sel şimdi.
Nice dilber tutuşurken yanmazdın.
Zikredenin sen ismini anmazdın.
Dizlerine bal dökülür banmazdın.
Ekmeğini bir pekmeze, böl şimdi.
Göz pınarın firak ile, sulandı.
Vuslatını seven haber, yalandı.
Kerbelasın, aşkın kana bulandı.
Her tarafın kızıl kandan, göl şimdi.
Elmasıydı müsebbibi Havva'nın.
Alem oldu rahmetiyle Mevla'nın.
Selamı var sana Mansur, Leyla'nın.
Arar isen aşkın yolu, çöl şimdi...
Mansur İlhan Yakar
AŞK
Kelam-ı dilde nihan, tarife perdesin aşk.
Zar olmuş cümle cihan, derd ile dildesin aşk.
Firak ile ağlamış, kırk yıl naçar meydanda.
Arafatta kavuşmuş, Adem'e özgesin aşk.
Ve dahi Havva bile, bayılmış vuslatında.
Sen değilsin ya adem , sekr ile düştesin aşk.
Pervasız vurmuş Kabil, uğrunda ahdı bozmuş.
Peygamber evladından, kan ile yerdesin aşk.
Nameye yazmış Belkıs, dil-i cihan Süleyman.
Al götür pay-ı tahtı, melike serdesin aşk.
Cemalini lutfeyle, görüp şadan olayım.
Kelamullah gözüne, şevk ile perdesin aşk.
Elma soymak marifet, göz Yusuf'a bakarken.
Rüsva biziz Züleyha, kan ile düzdesin aşk.
Müsebbib-i eflakın, nurundan Uhud dağı.
Tazim ile titreyen, güzide beldesin aşk.
Ehl-i beyt-in şehidi, Kerbela'da Hüseyin.
Sakinesi ağlıyor, coş ile özdesin aşk.
Resül'ün gül yüzünü, görmek için şahlanmış.
Muradına ermeyen, Veysel'e perdesin aşk.
Enel-hak feryadıyla, gölgeyi zatı sanmış.
Mansur taşa ah demez, inciten güldesin aşk.
Gaiblerden bir adam, deve arar tavanda.
Kayıp cana baharken, Ethem'e güzdesin aşk.
Taptuk'un kapısından, sokmaz eğri odunu.
Yunus yanar içinde, kül ile közdesin aşk.
Leylanın mihrabında, zahiri görmez mecnun.
Dervişin görmediği, göz ile çöldesin aşk.
Ahd-ı peyman eylemiş, sıdk ile Şirin yare.
Dağları parçalayan, gürz ile eldesin aşk.
Bayezid-i divane, saltanatı unutmuş.
Sultan sana pervane, tahtından özgesin aşk.
Veysel'in gülü toprak, dallarda çiçek sevmiş.
Arz-u halin çaresi, saz ile sözdesin aşk.
Kudretim kafi değil, kelam bulsun nihayet.
Mansur'a esti rüzgar, biçare yeldesin aşk.
Mansur İlhan Yakar
Bağlantı - -
2007-06-04 00:33:14 - selam....
Yazan: bestetadindaellerine sağlık didem.nefis görünüyor.çok yorgunum ne iyi giderdi bir kahveyle....
sevgiler....
Bağlantı - -
2007-06-02 08:30:47 - mrb
Yazan: yesimmutfaktacanım sanki çok kolaymış gibi hoppp anlatıvermişin görnütü harika zaten türk kahvesi de var ben bittim harika
bişey sormak istiyorum bu süt tozu dediğin kahveye koyduğumz mu yoksa başka bi şey mi??
Bağlantı - -
2007-06-02 00:56:28 - selam
Yazan: sofradakilerellerine sağlık canım ikiside süper , müthiş ikili...
sevgiler-özlem
Bağlantı - -
2007-06-02 00:39:39 - slm
Yazan: filizinmutfagiellerıne saglık cok guzel olmus
yanında kahve mmm
Bağlantı - -